Raporda, ABD istihbaratının, 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'taki Rum darbesini önceden belirleyemediği için darbenin engellenemediği, Türkiye'nin 20 Temmuz'daki 1. Barış Harekâtı'nın ise istihbarat birimlerince günü dahil tespit edilmesine rağmen, Washington tarafından önlenemediği dile getirildi. Bilindiği gibi; o dönemde Başbakanlığa Prof. Necmettin Erbakan vekâlet ediyordu.
Toplam 873 sayfadan oluşan arşivlerde, en belirgin konu olarak Kıbrıs krizi yer alırken, yayımlanan belgeler, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in Türk, Yunan, Kıbrıs ve İngiliz liderleriyle ve ABD başkanlarıyla görüşmelerinin metinlerini, Kissinger'in bakanlığının ve diğer Amerikan kurumlarının üst düzey yetkilileriyle toplantılarının tutanaklarını, Ankara, Atina ve Lefkoşa'daki büyükelçiliklerle yapılan yazışmaları ve bazı değerlendirme raporlarını kapsıyor.
Belgelerin büyük çoğunluğu kamuoyunun bilgisine sunulurken, bazı belgelerde bazı cümle ve paragrafların, hâlâ devam eden hassasiyetten dolayı gizlilik derecelerinin kaldırılmadığı ve sansürlendiği görüldü.
İSTİHBARAT SIKINTISI
Arşivlerde yer alan en ilginç belgelerden biri olan, ABD istihbaratı tarafından hazırlanarak dönemin Merkezi Haber Alma Dairesi (CİA) başkanı William Colby'ye sunulan "Ocak 1975" tarihli raporda, Kıbrıs krizi, ABD istihbarat kuruluşlarının performansı açısından değerlendirildi.
Raporda, Kıbrıs'ta Yunan cuntası tarafından desteklenen darbenin hazırlıklarının yapıldığı 3-15 Temmuz 1974 tarihleri arasında Amerikan istihbaratının, bu darbenin geleceğini göremediği, dolayısıyla da Kıbrıs'ta o dönem Devlet Başkanı olan Başpiskopos Makarios'un devrilmesinin önlenemediği ve Washington'un bu duruma tamamen hazırlıksız yakalandığı yazıldı.
Raporda, hazırlıkları 15-20 Temmuz arasında yapılan Türkiye'nin 1. Barış Harekâtı'nın ise ABD istihbaratı tarafından "günü bile belirlenerek" Dışişleri Bakanlığı'na iletildiği, ancak bu bilginin kendisine ulaşmadığını ileri süren Dışişleri Bakanlığı'nın tedbir almaması yüzünden Türkiye'nin müdahalesinin engellenemediği kaydedildi.
Değerlendirme raporunda, 20-25 Temmuz arasında ise Atina'nın, Kıbrıs'a mukabele olarak Türkiye'ye Trakya üzerinden saldırmayı düşündüğü, ancak ABD istihbaratının, bu gelişmeyi ayrıntılarıyla önceden belirlediği anlatıldı. Bu bölümde, ABD'nin ne tedbir aldığına ilişkin hane ise "gizliliği hâlâ kaldırılmadığı için" sansürlendi.
Raporda, Türkiye'nin 1-15 Ağustos arasında sürdürdüğü 2. Barış Harekâtı'nın hazırlıklarının ise ABD istihbaratı tarafından tespit edilemediği, dolayısıyla bunun da önlenemediği ifade edildi.
Arşivlerdeki belgelerde, Kıbrıs krizi döneminde tarihlerine göre şu ilginç gelişmeler ve açıklamalar yer aldı:
15 Temmuz 1974: Kıbrıs'taki Rum darbesinin hemen ardından ABD'nin Atina Büyükelçisi Joseph Tasca, Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği telgrafta, "Darbeyi (Yunan cuntası lideri Dimitrios) Yoannides'in yaptırdığı açık" ifadesini kullandı.
Bu arada, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan, bakanlığın 1973-76 dönemine ait arşivlerinde yer alan belgelerde, dönemin Başkanı Gerald Ford'un, Kıbrıs krizinin patlak vermesinden tamamen Yunanistan'daki cunta yönetimini sorumlu tuttuğu görüldü.
Belgelere göre Ford, 20 Ağustos 1974'te dönemin Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile yaptığı görüşmede, "Hatırla, bu duruma Yunan hükümeti sebebiyet verdi ve bu, ABD ve dünya tarafından onaylanmadı. Yunanlılar, bunu yaptığında avantajlarını kullanamadı. Türkler ise bunu başardı" dedi.
Başbakan Bülent Ecevit, Londra'da olduğu için Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Başbakanlığa vekâlet ettiği dönemde alınan "harekât" kararının ABD tarafından tespit edildiği ancak engellenemediği ifade edildi... Rum darbesinin ise ABD istihbaratınca belirlenemediği, dolayısıyla engellenemediği bildirildi. Dönemin ABD Başkanı Ford, "Kıbrıs krizine Yunan hükümeti yol açtı" derken, Yunanistan'ın Trakya üzerinden Türkiye'ye saldırmayı düşündüğü ortaya çıktı.
Çok Okunanlar
Fıkra Gerçek Oldu
Konyaspor'da 2 Yarı Hazırlıkları
Belediyelr Birliği semineri başladı
Diğer Başlıklar